CMS çözümlerimizle web sitenizi proje yönetimi ve iş programı denetimi için kullanabilirsiniz.
Yeni ticaret kanununa göre her firma elektronik imzalı belge hazırlamak zorunda. Gecikmeyin!
Kablolamaya gerek kalmadan, mevcut elektrik şebekesini kullanarak, ağ oluşturabilirsiniz!
Bir masaüstü bilgisayarı birden fazla kişi kullansın, demirbaş maliyetiniz kolayca düşsün..
RSS ile sitenizdeki yenilikler ziyaretçileri kolayca bulur, cep telefonundan bile okunabilir.
SEO çözümlerimizle sitenizin mümkün olan en üst sırada yer alacağını garanti altına alalım.
Telefon santraline ve telefonlara servet harcamayın. En ekonomik çözüm, daha duymadığınız.
Beklenilmeyen, önceden sezilemeyen ve işletmeleri zor durumda bırakan gerilim durumlarına genel olarak kriz denir. Krizin en önemli göstergesi, işletmelerin karar mekanizmalarının ve rasyonel süreçlerinin yetersiz hale gelmesidir.

Yunanca’da “karar” anlamına gelen “kriz” olgusu, “bir kuruluşun bütününü-bütünlüğünü etkileme potansiyeli olan herhangi bir olay” olarak tanımlanır (Mitroff, 1993). Kriz tüm sistemi etkileyerek, yönetim ile ilgili temel varsayımları çökerten sonuçlar doğurur. En önemli sorun alanlarından birisi şüphesiz yönetim ve organizasyondur. Yönetsel ve örgütsel açıdan krizler, işletmelerde örgüt içi iletişimi bozar, yetkiyi merkezi hale getirir, örgütsel değişimi geciktirir, karar süreçlerini bozar, personelde psikolojik ve fizyolojik çöküntü meydana getirir, kararların kalitesini bozar.
Açık sistem olarak işletmelerin, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri, içinde bulundukları çevreye uyum sağlamalarına bağlıdır. Ayrıca, işletmelerin faaliyette bulundukları çevrede sürekli değişmektedir. Özellikle son yıllarda, Türkiye’de yaşanan belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmalar, işletmelerin krizle karşılaşma ihtimallerinin artmasına ve dolayısıyla işletmelerin zor durumda kalmasına neden olmuştur. Bu gelişmelerde, krizi önleme ve krizle mücadele etme çalışmalarının önemini artırmıştır.
Kriz yönetimi,
Fakat, kriz anında günlük koşuşturma minimuma indiğinden, ekonomik krizlerin işletmelere kendini toplama ve yeniden yapılanma şansı vererek büyük fırsatlar oluşturduğu gerçektir. Dünyada kurulu bulunan ekonomik sistem kökünden bu şekilde geldiği için (piyasaya yeni kaynak oluşturulurken anaparanın geri ödenecek faizi hesaplanmamaktadır) dünya piyasalarındaki değişikliklere (savaş, felaket, ülkelerin ekonomik güçlerinin değişimi, v.b.) bağlı olarak her 7-15 yılda bir ekonomik kriz yaşaması kaçınılmazdır. Önemli olan işletmenin kendini bu tür değişikliklere cevap verebilen bir duruma getirmesidir. Değişmez kurallarla yönetilen bir işletme, yokolmaya mahkumdur.

Yunanca’da “karar” anlamına gelen “kriz” olgusu, “bir kuruluşun bütününü-bütünlüğünü etkileme potansiyeli olan herhangi bir olay” olarak tanımlanır (Mitroff, 1993). Kriz tüm sistemi etkileyerek, yönetim ile ilgili temel varsayımları çökerten sonuçlar doğurur. En önemli sorun alanlarından birisi şüphesiz yönetim ve organizasyondur. Yönetsel ve örgütsel açıdan krizler, işletmelerde örgüt içi iletişimi bozar, yetkiyi merkezi hale getirir, örgütsel değişimi geciktirir, karar süreçlerini bozar, personelde psikolojik ve fizyolojik çöküntü meydana getirir, kararların kalitesini bozar.
Açık sistem olarak işletmelerin, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri, içinde bulundukları çevreye uyum sağlamalarına bağlıdır. Ayrıca, işletmelerin faaliyette bulundukları çevrede sürekli değişmektedir. Özellikle son yıllarda, Türkiye’de yaşanan belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmalar, işletmelerin krizle karşılaşma ihtimallerinin artmasına ve dolayısıyla işletmelerin zor durumda kalmasına neden olmuştur. Bu gelişmelerde, krizi önleme ve krizle mücadele etme çalışmalarının önemini artırmıştır.
Kriz yönetimi,
- Birden çok safhadan olusan karmaşık bir süreçtir,
- Örgütün krize karşı hazırlıklı olmasını sağlar,
- İlkeleri, stratejik yönetimin ilkeleriyle benzerdir,
- Yönetimin özel bir türüdür,
- İşletmenin varlığını sürdürmesini tehlikeye sokabilecek veya olanaksız hale getirecek nitelikteki olaylarla ilgilidir,
- Krizin en az kayıp ve zararla atlatılmasını sağlar,
- İşletmeye bir takim ek maliyetler getirir.
Fakat, kriz anında günlük koşuşturma minimuma indiğinden, ekonomik krizlerin işletmelere kendini toplama ve yeniden yapılanma şansı vererek büyük fırsatlar oluşturduğu gerçektir. Dünyada kurulu bulunan ekonomik sistem kökünden bu şekilde geldiği için (piyasaya yeni kaynak oluşturulurken anaparanın geri ödenecek faizi hesaplanmamaktadır) dünya piyasalarındaki değişikliklere (savaş, felaket, ülkelerin ekonomik güçlerinin değişimi, v.b.) bağlı olarak her 7-15 yılda bir ekonomik kriz yaşaması kaçınılmazdır. Önemli olan işletmenin kendini bu tür değişikliklere cevap verebilen bir duruma getirmesidir. Değişmez kurallarla yönetilen bir işletme, yokolmaya mahkumdur.

